Bugun...
Bizi izleyin:


CİHAD ENES GÖK


Facebookta Paylaş









NORMALLEŞMEDE SOSYAL HAYAT
Tarih: 17-03-2021 00:24:00 Güncelleme: 19-03-2021 14:27:00


Aslında bu yazımda ülkemizin enerji güvenliğini veya Çin’in Doğu Türkistan soykırımı hakkında yazı yazmak istiyordum ama bu son günlerde yaşanan gelişmeler ve sonrası hakkında da yorum yapmak artık bir zorunluluk olmuştur.

            Herkesin malumu olduğu üzere geçen hafta ülkemiz normalleşme ile ilgili birtakım kararlar almıştır. Bu normalleşme gereği olarak da yerinde karar alma yöntemini benimsemiş ve bu konudaki yetkiyi İl Hıfzısıhha Kurulları’na bırakmıştır. Her il kendi kararları kendileri almaya başladı. Gazetelerden de öğrendiğimiz kadarıyla her ilin valiliği kendi şehrine özgü birtakım önlemler almıştır.

            2020 yılının mart ayında ülkemizde ilk korona virüs hastası görülünce Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu acil bir şekilde hepimizin hayatını direkt etkileyen o meşhur kararları aldılar. O güne kadar herkes kendince bir düzen tutturmaya çalışıp borçlarını ödemeye çalışıyordu. Hiç kimse bu kadar sert önlemlerin alınmasını beklemiyordu. Herkeste bir panik havası vardı. Kolonya ve hiç önemsemediğimiz maskeler bir anda kara borsa olmuştu. Biz daha önce de çeşitli salgınlarla karşılaşmıştık. 2006 yıllarında kuş gribi ile 2010 yıllarında domuz gribi salgını ile karşılaştık. Her iki salgında da korona virüs salgını kadar sert önlemler alınmamıştı. En başta yüz yüze eğitim öğretim devam etmişti. Bu salgın evrensel olup insanoğlunun yaşamını direkt etkileyecek önlemler alınmıştır.

            Salgın ortaya çıkınca bilen de bilmeyen de televizyonlarda konuşmaya başladı. Herkes aşının ne zaman çıkacağını ve insanlığın ne zaman normal hayata döneceği sorularını soruyordu. Televizyonlardaki doktorlar aşının genel olarak en erken beş yıl içinde üretilebileceğini söylüyorlardı. Ülke deyim yerindeyse fişi çekilmiş elektronik alet gibi ekonomik bütün faaliyetleri durduruldu ve insanlara evde kalmaları konusunda uyarılar yapıldı. Evde kalırız ama elektrik, doğalgaz, su, telefon ve internet gibi zorunlu ihtiyaçların faturaları gelmeye de devam ediyordu. Aylık kiraları daha söylemedim. Üniversitelerde dâhil bütün eğitim uzaktan olmaya başlayınca ne yazık ki ülkemizin en acı gerçeği ortaya çıktı. İnternet bağlantısı olmayan kırsal kesimler, televizyonu olmayan aileler var; biz eğitimi uzaktan vermeye çalıştık ama bazı çocuklar almaları gereken eğitimleri almaları konusunda eksik kaldılar. Diğer taraftan işsizlik artmış ve İŞKUR önlerindeki kuyruklarda çok acı görüntüler yaşanmıştır. Atanamayan öğretmenler, KYK kredi borçları, SGK prim borçları, vergi borçları diğer borçlar derken yurdun çeşitli yerlerinde intihar haberlerine tanık olduk. 15 Haziran 2020 yılından sonra herkes yeni bir umutla işine devam ederken kasım ayında sert tedbirlerle yine kapandık. Ülkede ilk fedakarlık yapması gerekenler adeta esnaf ve işçilerdi. Esnafın da işçinin de fedakarlık yapacak bir güçleri de kalmadı. Borçlar yüzünden herkesin ruh hali bozuldu. Herkes çalışıp üretmek para kazanıp geçinmek istiyor. Başta lokanta esnafı olmak üzere, özel eğitim kuruluşları, kantinci esnafı, öğrenci servisçileri, cafeler, kahvehaneler, tuhafiyeciler, düğün salonları hepsi bir anda yokluğa düştüler. Burada ekmek yiyen, geçinen bütün işçiler de bir anda yoklukla mücadele etmek zorunda kaldılar. Mart ayında önce 2020 yılının ekim, kasım ayına kadar borç ertelemesi yapıldı ama bu da yetmedi. 7256 Sayılı Kanun ile büyük bir borç yapılanmasına gidildi. Herkes başvurdu ama onda bile yapılandırmanın ilk taksitini ödeyemeyen vatandaşlarımız var.

            Geçen hafta artık kontrollü sosyal hayat denilen yeni bir yaşam türü hayatımıza girdi. Bu sosyal hayat gereği de artık normal hayatımıza olabildiğince yaklaştık. Bütün dünyada aşılama yapılmaya çalışılıyor ama herkes aşı olamadı. Küresel boyuttaki aşı savaşlarını ve aşıların etkinlik oranlarının ülkeden ülkeye değişkenlik göstermesini ve aşıdan kaynaklanan ani ölümleri daha saymıyorum. Televizyonda ekonomik olarak hatırı sayılır ekonomik yeterlilikte ve şık giyinen insanlar toplanmış; kapanalım diyorlar. Yeter artık. Bu nedir? Tekrar kapanma olursa ülkenin büyük bir ekonomik çöküntüye gideceğini bu konuşmacılar düşünmüyorlar mı? Anayasa ile taahhüt altına alınmış kişi sağlığı ve güvenliği var iken bazı bilim adamları aşı olmayanları vatan hainliğine kadar suçladılar. Aşı olmayana kız bile vermeyin diyorlar. Bunu ifade eden insanlar nasıl düşünüyorlar? Akılları var mı? Empati kurma yetenekleri yok mu? Kendileri tokken dilenen insanları, intiharları, ülkedeki ekonomik yokluğu görmüyorlar mı? Televizyonda bir profesör var. Dinleseniz ağzından hayırlı bir kelime çıkmaz. Ben dinliyorum ve hala hayırlı bir şey söylediğine tanık olmadım. O profesörün düşüncesine göre bütün dünya bu virüsten ölecek. Ağzınızdan bir gün umutlu bir söz çıksın. En büyük çözüm virüse yakalanmamakmış. Ona kalırsa en büyük çözüm zaten hastalığa yakalanmamaktır. Televizyonda çıkıp hadi kapanalım, vaka sayıları artıyor dediklerinde şaşırıyorum. Çünkü kapanmayı salt çözüm olarak görüyorlar. Sadece kapanma ile bütün sorunlar gerçekten çözümlenebilir mi? Bana kalırsa hayır. Çünkü kapanma ile birlikte bu insanların kapanma süresi boyunca ekonomik ve gıda temini açısından da güç olacaktır. Hadi kapanalım demek bana kalırsa esnafın ve bu ülkedeki tabanın tamamen yok olması anlamına gelir. İnsanlar borçlarından dolayı strese düşüyor ve bu stres de insanları intiharlara sürüklüyor. Bu durum da toplumsal sıkıntıları doğurmaktadır.

            Kısa ve etkili bir örnek vermek gerekirse twitter’da gündem olmuş bir başlık vardı: Bedo sahipsiz değildir şeklinde bir başlık görmüştüm. Anlatılanlara göre Adana'da yasaklar başladıktan beş dakika sonra polis tarafından müşteriye yazılan ceza sonucu dükkân sahibi dayanamayıp dükkândaki bütün eşyaları kırıp dökerek polise tepki gösterdi. Twitter'da videolar var. Eğer iddialar doğruysa bu durum gerçekten yanlıştır. Bunu söylemeye utanıyorum. Son birkaç yıldır insanlar çöp konteynerlerini karıştırır hale geldi. Bu ülke bu görüntüyü daha önce hiç görmedi. Bazıları da hala çıkıp kapanalım diyorlar. Salt olarak kapanmak isteyenlere sesleniyorum. Siz evlerinize kapanın, biz çalışmak istiyoruz ve çalışacağız.



Bu yazı 4264 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Otobüsleri Güzergahları
    Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Otobüsleri Güzergahları
  • Manken
    Manken
  • Atatürk
    Atatürk
  • Fantastik
    Fantastik
  • Yurdum İnsanı
    Yurdum İnsanı
  • Bebişler
    Bebişler
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • ÇAKICI REİS SON KLİP www maraskenthaber com
    ÇAKICI REİS SON KLİP www maraskenthaber com
  • Amerikalı Çocuklar Türk Yemeklerini Tadıyor!
    Amerikalı Çocuklar Türk Yemeklerini Tadıyor!
  • Leğenin İçindeki Gorilin Profesyonellere Taş Çıkartan Dans Performansı
    Leğenin İçindeki Gorilin Profesyonellere Taş Çıkartan Dans Performansı
  • Avrupa'nın En Uzun Bacasına Tırmanan Çiftin Akıllara Durgunluk Veren Macerası
    Avrupa'nın En Uzun Bacasına Tırmanan Çiftin Akıllara Durgunluk Veren Macerası
  • Kütür Kütür Bambu Ağacı Yiyen Panda
    Kütür Kütür Bambu Ağacı Yiyen Panda
  • Pixar Filmlerinin 1984'ten Günümüze Evrimi
     Pixar Filmlerinin 1984'ten Günümüze Evrimi
VİDEO GALERİ
YUKARI